10 Kasım 2013 Pazar

Lise Yıllarında Müzik Anlayışı: Kimdim Ben?

Üniversitede bitirdiğim bölümden de anlaşılacak olur ki lisede dil alanını tercih etmiştim. Biz, süper liseden anadolu lisesine dönen lisemizde kendi dönemimizin tek dil sınıfının sekiz kişisi, ve genellikle kıyafetlerimize fazla "okul kurallarına aykırı" eklemeler yapan, resmi kılığa göre ayakkabı seçilmesi zorunluyken her sabah giydiğimiz Converse yüzünden çekilmekten korkan ama öğretmenlerin gözünden kaçma ihtimalimizle bir adrenalin patlaması yaşayarak sırayı yürüyüp okula giren sekiz öğrenciydik. Nasıl olmuş bilmem ama herkes kendi zevkine göre her türlü boşlukta müzik dinlerdi. Ki benim müziğe olan takıntılı sevdam daha eğitim hayatıma ilkokul 1'le başlar başlamaz MCM ve MTV izleyerek büyümemden gelir.

Lisede nedense pek asi hallerimizle bir de yabancı dile yatkınlığımızla yabancı rock dinlerdik. Ben hep böyle olmadım aslında ama lise 2 gibi Muse'la tanıştım. Nasıl oldu onu hiç hatırlamıyorum, yani hangi şarkısı ilkti? Ama öylesine bağlanmışım ki kendilerine, doğumgünümde annem Black Holes and Revelations albümünün cd sini hediye olarak almıştı (yanında Justin Timberlake'in ikinci albümüyle beraber).

Sonra lise 3'e geçtiğim yaz eve PlayStation 2 girdi. Ve o yaz kardeşimin aldığı milyon oyundan biri benim şimdiye kadar oynadığım en favori video oyunum olan SSX On Tour'du.
EA Games'in yarattığı SSX On Tour, bir snowboarding oyunuydu. Şampiyonalar vardı. Ve EA Games'in çıkardığı spor oyunlarının çoğunda olduğu gibi yine mükemmel bir soundtrack listesi.
Bu listeden en takıntılı dinlediğim şarkı Billy Talent'ın Red Flag adlı şarkısıydı. Şarkı bittikçe oyunu durdurup listeyi açar ve yine onu çalmaya başlardım.


Ama aslında yine aynı yaz Antalya'da ananemlerde kalırken MTV'de her beş videoda bir çıkarırmış gibi durmadan çaldıkları Surrender adlı o inanılmaz naif ve kırılgan şarkı ile girmişti Billy Talent hayatıma. 
Şu ana kadar hiç dinlemediyseniz kaybolup giden yıllarınızı bir telafi edelim.


Billy Talent'ın bildiğim bu iki şarkısı beni grubun diğer şarkılarını ve albümlerinin tamamını araştırmaya yöneltti. Ve bir sürü şarkısını bildiğim, tanışır tanışmaz pek sevdiğim bu grubun benim için en özel ve anlamlı şarkısı Pins and Needles oldu.


Daha sonra sınıftaki iki erkek arkadaşımızın takıntıyla dinlediği Rammstein ile tanıştım. Tabi onların takıntılı derecede sevdikleri grubu başkalarına da sevdirme isteğine sonunda teslim olarak "tamam ya bir deneyeyim en azından" diye (sanırım) Du Hast ile girdim Rammstein deryasına da. Aslında şarkılarını çoğunlukla ayırmadan dinlerdim fakat en sevdiğim ve özellikle de yolda beni en gaza getiren, sözlerinin ne anlama geldiğini hiç bilmesem de Tier'di.


Rammstein'ın arkasından asıl adamlar ve hala arada nostalji yapmak için açıp dinlediğim Disturbed geldi. Lise yıllarımdan bana müziğe dair kalan en güzel şeyin bu grup olduğunu söyleyebilirim.
Muhtemelen yaptıkları bütün şarkıları biliyorum fakat benim için en iyilerini sonlara doğru tanıdım. Yine de "Yeni Başlayanlar için Disturbed" dendiğinde kendimi de hatırlayarak aklıma Down With The Sickness'den başkası gelmez.


Ah tabi bir de Guitar Hero severlerin ve fanatiklerinin fazlasıyla yakından tanıdığı bu Disturbed şarkısını da unutmamak gerek.


Benim için en favori iki şarkım muhtemelen varlığından haberdar bile değilken dinlediğim tüm Disturbed şarkılarından aylar sonra gelen, o muhteşem sözlere ve özellikle de nakarata sahip Enough,


...ve bana göre en iyi Disturbed şarkısı olan Haunted.
Hiçbiri için olmasa da bunun için zaman ayırın ve bir kez de olsa dinleyin.


Şu anda en severek ve heyecanla takip ettiğim müzisyen ve grupların başında Justin Timberlake, Rihanna, Lady Gaga, Maroon 5 ve One Republic geliyor. İnsan kıyaslamaya gidince "nereden nereye?" diyor ama lisedeyken dinlediğim bu türe bakınca "acaba hayata karşı ne gibi bir tutum içerisindeymişim? İnsanlara ağız burun kırma amaçlı dalasım geliyor muymuş, derdim neymiş de psikolojim bozukmuş gibi bu kadar saçma şeyler dinlemişim?" dediğim çok oldu üniversiteyle beraber müzik zevkim de liseden önceki zamanlardaki haline dönünce.

Tuhaf geliyor ama lisede böyleydik işte. Şimdi dinlediklerime bakan muhtemelen bizim lisedeki müzik öğretmenimizin o zamanlar Rammstein dinlediğimizi duyduğunda "ben de lisedeyken bunları dinlerdim" demesi üstüne "nasıl yani, sonra hiç dinlememiş mi?" diye düşünmeme şaşırır. Ama cidden dönemlik takıntılarmış bunlar. Sisteme karşı geleceğiz diye babet ya da makosen yerine Converse'lerimizle okula gireceğiz derdine dinledik herhalde bunları da. Formalarımızın üstüne giydiğimiz spor ceketlerle, hırkalarla kendimizce kattığımız o havayla beraber, dinlediğimiz müzikle de bir tavır almak istedik diye düşünüyorum ancak.
Yoksa bilmem başka açıklaması olur mu?

Ama o zamanlar geçmiş. İyi ki de geçmiş. Şimdi arada açıp hala güzel gelen Disturbed ile yâd etmek yetiyor da artıyor bile.

Hiç yorum yok: